| 18/10/2008 Kırklareli Buluşması |
|
Jey'imin annesi vefat edeli 20 gün oldu. Mersinden gelirken annesine 3 adet meyve fidanı getirmiştim. Bu fidanları kabrine ekecektik ve Bengül Teyze'nin bu dünyadaki paylaşımcı felsefesini devam ettirecektik. Elinde yoksa bile kimseleri boş çevirmezmiş. Ağaçlar büyüyecek, meyveye duracak ve buraya üzgün gelenlere minik de olsa bir mutluluk, bir tebessüm verecekti. Sabah İstanbul Esenler otogarındayız ve 08:15 Metro Turizm otobüsü ile Kırklareli'ne doğru yola çıkıyoruz. Dut, incir ve nar fidanlarımız da yanımızda. Nar üzerinde bir de meyvesi var. Saat 12 civarı Kırklareli'ne geliyoruz. Taksiye atlayıp direk mezara gidiyoruz. Şansılıyız, mezara geldiğimizde etrafta bir sürü kürek var. Zor kazılıyor olsa da Jey'imle üç çukur kazıyoruz. Fidanları ekip birer de kazık çakıp o kazıklara bağlıyoruz. Jeyim pazartesi Ukrayna'ya gidiyor. Diyorum ki artık gerçeklerin farkına var. Onun bu dünyadaki fiziki yokluğunu kabul et ve onunla vedalaş. Onları baş başa bırakıp su getirmeye gidiyorum. Sonrasında şehir merkezine inip Dörtler Köftecisinde köfte, Balaban Pastanesinde Dondurmalı Supangle ve boza, Mantar Kafede çay ve elma çayı içip günü dolduruyoruz. Ben öğretmenevinde kalıyorum. Şu an da ordayım ve bu yazıyı oradaki bilgisayardan yazıyorum. Pazar 12:15 de İstanbul yolcusu kalmasın diyoruz.
Güzel bir seyahatti. Onun yanında olmak, onun acılarını ve üzüntülerini paylaşmak önemli. Ayrıca keyfim. Birbirimiz için neden varız yoksa. Aşk bu değil mi? |
