| Dün, Bugün, Yarın ve Köy Hayatı - 2 |
|
Pazar (28/09/2008) Babamla sahus sonrası tüfeklerimiz alıyor ve Sorkun köyünün yukarılarında biyerlere tavşan için ava gidiyoruz. Sorkun köyü sarıkaya köyüne yaklaşık 20 Kilometre. Sorkundan sonra yol güzergahımızda Gezeren Çeşmesi, Arpa alalı, Ayı Tapuru, Akçapınar, Kemer, Karataş Gediği, Sarıpınar, Güldürün, Karakuyu ve Ayrancı Alanı var. Ayrancı Alanında iç yollardan koyakların olduğu bşr bölgeye gidiyoruz. Hayatımdaki en özel motor yolculuğunu babamla birlikte yapıyoruz. Motoru bıraktığımız noktada o Breda, ben de Beratta A 304 silahımı hazırlıyoruz ve av için ilk değerlendirmeleri yapıp aramızda 50 metrelik mesafe ile ava başlıyoruz. yaklaşık bir saat sonra ilk atış benden geliyor ve ik av bir tavşan. Babam beni büyük bir heyecanla tebrik ediyor. Afferin oğlum diyor. Bu silahla hiç boşa atmadın, helal sana diyor. Sonrasında 15 dakika gittikten sonra onun silahı patlıyor. Bu defa o vuruyor bir tavşan ve ben de onu tebrik ediyorum. Sonuçta babamın en sevdiği spor avcılık. Av arkadaşlarının birçoğu vefaat ettiği için biraz buruk. Muhabbetlerde hep Musa Dölek'ten, Kazım Seyrek'ten, Ayakkabıcı Ali Seyrek'ten bahsediyoruz. Artık yeter diyoruz ve geri dönmek için yola çıkıyoruz. Motoru bıraktığımız yere doğru giderken yanyanayız ve bir koyağın orta alanından önümüzle bir tavşan kalkıyor ve babam silahını hiç kaldırmadan bana hadi diyor. Tavşan dikine bizden uzaklaşırken tüfeğimdeki 4 fişengi de sıkıyorum ama vuramıyorum. Vuramadığıma üzülmüyorum. Çünkü yeter demiştik. Babam istesem vururdum diyor ama sen tüfek sık istedim diyor. Silahlarımızı boşaltıp kılıflarına koyup geldiğimiz yoldan geri Sarıkaya Köyüne dönüyoruz. Eve vardığımızda ikimiz de çok yorulduğumuzu fark ediyoruz. biraz uyuyoruz ve akşam üzeri Jey'imin arkadaşı Dilek beni arıyor ve Jey'imin annesinin vefat ettiğini söylüyor. Bir anda ona gitmek istiyorum ve Dilekten uçak ayarlamasını rica ediyorum. Bu haber üzerine duruluyorum ve iftarı bekliyoruz. Annem, Babam ve ben durgun, güzel bir iftar sofrasında birlikte oruçlarımızı bozuyoruz. Sonrasında güzel muhabbetler ve çay. Ama her muhabbet Jey'e ve annesine bağlanıyor. Yayla çok sessiz ve serin. Süper başlayan ama sonu hiç de istemediğim gibi sonuçlanan bir günü daha bitiriyoruz.Güle güle Bengül Teyze (Anne Demek nasip olmadı. Bu günden sonra da olmayacak sanırım. Hiç böyle olsun istemedim. Allahın emri ile annesinden isteyecektim Jey'i. Ama o beni hiç sevmedi. Sevmese de ben Jey'imden dolayı onu hep sevdim. O bunu hiç bilmedi.) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
