| Mısır piramitlerini uzaylılar yapmış olabilir mi? |
|
Evet bu soru ile her ortamda mutlaka karşılaşırız ve hep bir muamma olarak kalmıştır. Medeniyetin doğduğu topraklar, meşhur firavunun memleketi, Hz. Musa’nın çıktığı kutsal topraklar, ama konumuz gizemini günümüzde de koruyan ve bir türlü akıl sır erdiremediğimiz piramitler olacak. Bizlere göre üst üste yığılmış bir sürü taş, ne olacak olum, tabi ki taş. Milattan önce 2000 yıl kadar önce yapıldığı düşünülen ve yükseklikleri ve boyutları farklılık gösteren bir yığın taşlardan (ben de burada olayı basite indirgedim sanırım)oluşan bir oluşum. Binlerce ton taşları hangi aletlerle üst üste koymuşlardı acaba sırtlarında taşıdıklarını düşünmüyoruz herhalde ve koskoca çölün ortasında o kadar büyük ebatlı granit taşları nereden bulmuşlardı, bir rivayete göre güney Avrupa’dan getirtildiği söyleniyor. O zamanlarda ismi herhalde güney Avrupa diye geçmiyordu sanırım. Avrupa henüz icat edilmemişti. Acaba AB standartları var mıydı buradan götürülen taşların. Acaba Afrika ile İtalya çizmesi birleşikti de arada şimdi olmayan parçalar o dönemde piramitler için sökülmüş olabilir miydi. Doğru olabilir İtalya granit olayında bu gün lider bir ülke. Hangi fırkateynler hangi kuru yük gemileri kullanılmıştı o dönemde. Ve en küçüğü 25-30 ton olan taşlar hangi vinçlerle gemilere, titaniklere yüklenmişti. Ve piramitlerin yapıldığı yerleri kafanızda canlandırırsanız oralara kadar hangi yük trenleri ile taşıdılar. Acaba hızlı tren mi kullandılar yoksa hızlandırılmış tren mi, eğer hızlandırılmış tren ise, ilk biz Türkler kullanmış olmuyoruz ve dünyadaki tek salak millet de biz olmuyoruz bu sayede. Acaba bizim zannettiğimizden daha mı ileri bir teknolojiye sahiplerdi. Lazer taş kesiciler, dev forkliftler mi kullanılmıştı acaba.Yoksa biz kaybedilen teknolojileri tekrardan mı keşfediyoruz acaba. Ayrıca taşlar öyle bir yerleştirilmişti ki,arasına bir kağıdı bile sokmak imkansızdı, ayrıca içerisinde yapılan tünellerin de gizemi hala çözülebilmiş değil. Bu tüneller neyi ifade ediyordu ve uçları nerelere açılıyordu. Yoksa firavun için pişirilen yemeklerin kokusu çıksın hesabı baca niyetine mi koymuşlardı. Yada ölen firavunun yanına diğer hayatında yesin diye koydukları yemekler kokmasın, kokular içeriye sinmesin diye mi konmuştu. İleride bir arkeolog bulduğunda kokudan rahatsız olmasın hesabı. Bu durumda zannedildiği kadar kötü canlılar değillermiş firavunlar haa, eğer böyle düşünüyorlarsa. Taşların taşınması ile ilgili birçok yorum yapıldı, el çizimlerinde binlerce öküz ve insanın çektiği taşlar vardı ama bu çalışma ile milyonlarca insana ve milyonlarca öküze ihtiyaç vardı. Hadi öküz bulmak şimdi de kolay ama insanı nereden buluyorlardı acaba, klonlama mı yapıyorlardı. Düşünebiliyor musunuz teknolojiyi. çünkü bir kölenin ömrü 6 ayı geçmiyordu bu ağır şartlarda ve yaklaşık bir piramidin inşaatı 30 yıl kadar sürüyordu ve bu süreyi ve işgücünü hesaplarsanız ne kadar da zor bir iş. Bu kadar çaba uğraş kimin için, insanlara zulmeden bir hıyardan başkası için değildi tabi ki. Hele bir tanesi var ki, Tutankamon, tuttuğunu koparıyormuş, acımasızlığı dillere destan. Firavun işte ne olacak, başka ne beklenir ki, zulüm, işkence. 4 büyük olan piramit dışında bir sürü irili ufaklı piramit kalıntısı bulunmuş mısırda ama hepsi, kefren, diğer büyükler gibi granit taşlardan yapılmamış. Acaba paraları mı bitmişti yoksa, navlun ücretleri ağır geldiği için ithal granit işinden vaz mı geçmişlerdi. Bir de gümrük vergileri felan bindiğinde çok maliyetli oluyordu beklide. Bu gün bile tonuna 1500 dolar gibi bir rakam istiyorlar. Diğer bir çoğu killi topraktan yapılmış ve sonraları dağılmış. Harbi kardeşim yaa, adamların işi gücü yokmuş yaa, şimdi asıl can alıcı noktaya geleceğiz, bizim gibi insanları düşünün ve bunların binlerce taşı Avrupalardan Allah’ın çölüne taşıdığını ve orada da devasa bir bina yaptıklarını düşünün. Yıl 2005 ve 4000 yıl önce yapılmış bu eserlere hala kafamız basmıyor. Kimilerine göre bu gizem değil, sadece üst üste konulmuş taşlardan başka bişi değil. Hatta turizm için sonradan yapılmış çalışmalar. Belli mi olur, yapılır mı yapılır. Bu da aklımızda bir soru işareti olarak kalsın. Bir de krallar vadisi var ki oraya diyecek hiç laf yok. Bir muamma, nasıl bir devlet yapısı vardı ki bunca şeyi yaptırabildi ve onlara harcayacak parayı nereden buldu? Büyük piramitlerle ilgili bir soru da Samanyolu takım yıldızlarından bir kısmının yerdeki iz düşümleri olarak inşa edilmişlerdi ve birilerine bişeyler anlatmaya çalışıyor olabilirler miydi? Yoksa sadece sonradan bizim yatığımız bir fantezi miydi? Yada her zaman yaptığımız gibi bunlara da mı bir anlam yüklememiz gerekiyordu. Hem ne işi vardı orada acaba o yapıların, neden çölün ortası da başka biyer değil. Eski insanlar da Oytun misali sıcağı seviyorlarmış herhalde. Cehennemi dünyada yaşıyorlardı galiba. Bir de çalışanların halini bir düşünün, o sıcakta, çekilir mi kardeşim yaa. İşciler sıcak havalara kıl olduklarından, o dönemlerde şimdilerde kullandığımız bir ürünün doğuşunu görürüz. Kıl-ima’nın icadı o dönemlere dayanır, kıllık ve bu kıllığın imasından ortaya çıkmış bir eserdir. Medeniyet neden oradan dünyaya yayılmış sanıyorsunuz. Sıcaktan kaçan kendini avrupaya (av arayanlar buraya, sonradan ismi av-rupa olmuş), asyaya ( şişmanlar, kıçını kaldıramayanlar da az-ye söylemleri arasında şimdiki asya ya gitmişler.) ve kutuplara atmış (kutuplara da bozulmak üzere, yozlaşmış insanoğlu kaçmış ki, bozulmayalım hesabı), ekvatoral bölgede yaşamak bir zulüm. Bu kadar ciddiyet hepimizi sıktı biliyorum ama genel bir bilgi geçmek gerekirdi sanıyorum. Bunca şeyden sonra şunu diyebiliyor muyuz hala. O zamanın insanları, güçlü kuvvetli delikanlı heriflermiş, yapmışlardır diyemiyoruz, değil mi? Bence bu işte yabancıların parmağı var. Yabancılar dediysem bizden olmayan, bu dünya vatandaşı olmayan varlıklar devreye girmiş olabilir ve bizden daha ileri teknolojileri ile şu an bile sırrını çözemediğimiz piramitleri yaptılar. Yaparken beklide insanoğlundan kimseler bu işe alet olmadı. Kendi kendilerine insanoğlu bunları görünce nasıl da şok olacaklar, nasıl da gülücez hesabı yaptılar. Ulan uzaylı sırf gülmek için bu kadar zahmete girer mi bee? Oytun’u gönderirdik biz size, zahmetsiz ve bedava. Herifler dönüp bizim teklifimize hayır kardeşim biz 10 piramit daha yapalım, arkadaşınız sizde kalsın derlermiş. Olur mu olur. Gidenlerin teraneleri vardır bir de. İşte tepesine çıkmak bilmem kaç saat sürüyormuş ta, çok zormuş ta her babayiğidin harcı değilmiş tef elan da falan da. Tam tepe noktasından pisa ve eyfel kuleleri görünüyormuş açık hava şartlarında. Ulan çıktıysan kendine, kafana kimse silah dayamadı, madalya da takmadılar,kendi isteğinle çıktın ve bir şeyleri başarmanın keyfini yaşadın belki de, daha ne istiyorsun. İnsanları neden imrendiriyorsun, giden var gidemeyen var, hiç mi canı çeker diye düşünmezsin. Ulan bu da şeker mi ki canı çeksin bee. Biz de fazla gittik. Aman aman, her ortamda mutlaka geyik mısır giza piramitlerine gelecek ve o da orada yaptıklarını anlatacak, hatta hörgüçlü deveye bindiğini anlatacak,(hörgüçsüzü var mı diye sorduğunda) ya işte bildiğimiz deve işte, ne bilim, diye cevap verecek. Uzay kelimesinin türkçeye geliş hikayesi var bir de, biz kendimize yakın olarak ayı bilirmişiz sadece, elimizi uzatsak değecekmişiz gibi, ondan ötesi de bilinmez ve uzaktır bizler için o zamanlarda ve o da eski türkcede uz ( yani uzak anlamında) kelimesi ile birleşerek uz-ay = uzay kelimesi oluşmuştur ve orada yaşayanlar da uzaylı oluyor tabiki. Nerede yaşadıklarını tam olarak bilmesek de onlar bizim için uzaylı, goralıları bilirsiniz, onlar gibi yaratıklar, öbür türlü yeşil felan değillerdir diye tahmin ediyorum. Bir gün karşıma çıkarlarmış inadına, ulan lavuk biz adam gibi yeşiliz işte sen ne diyorsun hesabı. İşte böyle belki de onca graniti geldikleri gemiye yüklemişlerdi ve olan kadar taşla yapabildiklerini yaptılar. Tekrardan gidip gelmeye de üşendiler. Buradan biraz da tembel olduklarını anlıyoruz birazcık olsun. Madem yaptın 10 tane falan yap da tam olsun.Neden tedarikli felan gelmediniz. Olsaydı herhalde daha fazlasını yaparlardı herhalde. Herifler için çocuk oyuncağı, parmağı ile her şeyi yerinden oynatırlar, ET filminden hatırlarsınız. Taşları da oturdukları yerden dizmiş te olabilirler. İnsanoğlu öyle karmaşık şeylere oturup kafa yormaz. Zaman harcamaz, onunkisi hazır olacak ve tüketecek. Yahu bir piramit nerelere getirdi bizi, geyik te bunun için yok mu zaten. Bir yerlerden alıp, başka yerlere götürsün hesabı. Gittik değil mi başka diyarlara, bu gün mısır bölgesinde dolandık, yarın belki Cebelitarık boğazına gideriz. Belli mi olur, keyfimiz nereyi gezmek isterse oraya gideriz. Atlantiği aşarız belki bir trans-atlantik ile (gemilere verilen ismin nereden geldiğini görmenizi isterim). Atlantiği direk geçen dalga, ne olsun lan bunun ismi demişle ve biri de ismi sizin söylediğinizde saklı efendim demiş, atlantiği direk geçen manasında transatlantik olsun. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
